29 Ocak 2012 Pazar

RİZE TARİHİNE YENİ BİR IŞIK

Rize tarihine ışık tutacak bir eser daha

İkizdereli emekli öğretmen Osman Coşkun tarafından hazırlanan 'Rize sülaleleri ve seferberlik şehitleri' isimli eser yayımlandı.

Yöre tarihi ile ilgili yazdığı kitaplarına bir yenisini daha ekleyen İkizdereli emekli öğretmen Osman Coşkun’un, “Kayıtlara Göre Rize Sülaleleri ve Seferberlik Şehitleri” isimli kitabı da çıktı.

Çok yorucu ve uzun uğraşlar neticesinde meydana gelen kitabın basıldığını ifade eden Coşkun, “Resmi kayıtlarda geçen akraba soyadlarının tamamının yer aldığı eserde ayrıca bölge insanının hangi cephede savaşıp şehit düştüğü de belgelerle beraber gün ışığına çıkarılıyor. Kitap üç bölümden oluştu. Birinci bölümde ilimizdeki akrabaların tamamı köy köy incelendi. İkinci bölümde ise yöre insanlarının şehit düştüğü yer ve yıllar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Kitabın son bölümünde ise yöre kültürü üzerinde önemli bir konu olan akraba adlarının menşei hakkında makalelere yer verildi.” Dedi.

167 sayfadan oluşan ve büyük boy şeklinde hazırlanan eserin fiyatının kargo dahil 15 TL olduğu kitabın aşğıdakı yazılı e p-osta adresinden veya yazarın 0533 354 89 88 numaralı telefonundan irtibata geçilerek temin edilebileceği belirtildi.

KİTAP SİPARİŞ ADRESİ : ikizdere@hotmail.com

Araştırmacı-Yazar Osman Coşkun, un son kitabı yayında…

Fatih Sultan Kar / İST.

Osman Coşkun 'Kayıtlara Göre Rize Sülaleleri ve Seferberlik Şehitleri' isimli kitabında çarpıcı açıklamalarda bulunuyor. Rize ilindeki bütün akraba soyadlarını ve birbirleriyle bağlarını gözler önüne seren çalışma, bütün cephelerde savaşarak şehit düşen Rizelilerin isimlerini bilgi ve belgelerin ışığında gözler önüne seriyor.

Kimlik, kültüreldir

Sülale isimlerinin önemine değinen Araştırmacı-Yazar Osman Çoşkun, “Bazı kişiler kimlik buhran ve bunalımı geçirip atasından şüpheye düşerek, neslini şuraya buraya bağlayabilir. Geçmişinden utandığı, aşağılık kompleksine düştüğü ve üst kimlik sandığı yerlere kendini yamama yapmak da isteyebilir. Bu hal kendileri bağlar. Ama başkaları adına, bir başkasına dayatma ile ata-dede, soy-sop aramaya kalkışma seviyesizliğine düşmek, kim adına ve ne için? Cahilleri, aptalları ve tarihi kuyruk acısı olanları konunun dışında tutarsak, lakaplarından dolayı bu akrabalara değişik kimlik biçmeye kalkışmak en hafif tabirle alçaklıktır ve o şehitlere karşı yapılmış en büyük hainliktir. Ölümün riyası olur mu? Şehitlikten öte kimlik başka nasıl ispat edilir?” diyor.

Rize’nin Seferberlik Şehitleri

Hemen her köyde seferberlik konusu açılınca yığınla acılı ve hüzünlü hikâyeler ortamı kaplardı. Söylenenlerin kimisi gidenlerle, diğerleri de geri kalan eş ve çocuklarla ilgili olurdu. Ortak anlatım ise, sefere gidenlerinin topluca kendilerinin cenaze namazlarını kıldıktan sonra köylerinden ayrıldıklarıdır. Belli ki geri dönmeyeceklerini sezmişlerdi. Çoşkun, bu çalışmasıyla, günümüze kadar çoğu karanlıkta kalmış veya söylentilerle günümüze taşınmış seferberlik şehitlerinin adlarını, yarınlara taşıyarak vefa borcumuzu yerine getirmeye gayret gösterdiğini belirtiyor. Çalışması sırasında, çocuk ve beşik sesi yıllarca duyulmayacak derecede bir köy sönerken, bitişiğindeki köyden kimsenin kayıtlarda yazılı olmadığını gördüğünü yazan Coşkun, “Halbuki anlatılanlar çok farklıydı ve kayıtlara geçmeyen çokça şehit olduğunu günümüzdeki yakınları tarafından ifade edilmektedir. Köylerdeki bu durum ilçelere de yansımış. Yazıcıların yaptığı ihmalkârlığından Ardeşen, Çamlıhemşin, Fındıklı, Hemşin ve Pazar ilçelerinin seferberlik kayıtlan tutulmamıştır. Tıpkı Hemşin bölgesi ile Çayeli, İkizdere, Kalkandere'de ilk Osmanlı nüfus sayımında akraba adlarının yazılmaması gibi. Seyrek olarak dört kardeşin, çok sık olarak da üç ve iki kardeşin 1915 yılında öldüğü kayıtlarda bolca yer almaktadır. 1915 yılında topluca ölen bu kardeşlerin seferberliğe katıldıkları kesindir. Ölüm haneleri boş bırakılan bu kişileri listeye maalesef koymadık” diyor.

Lazlar ve misyonerlik

Çoşkun, kitabında Lazlar ve misyonerlik başlıklı yazısında şu açıklamalara yer veriyor: 2000'li yıllarda, bölgede ciddi paraların döndüğü bazı organizasyonda yer alan dış bağlantılı uzantılar, her dilden şarkılar, yeşil çevre gibi masum isteklerle yola çıkarlar. Yurtsever Lazlar bu işbirlikçilere taviz vermeyip dışlarken; şarkıcılar da festival diye "inek sağmak, derede horon ve ev gezilerine" yönelirler. "Bölgede düzenleyenlerin kimler olduğu ve kaynağı belli olmayan paralarla yapılan kampanyalar (Yeşil Yayla Festivali v.b.), kurulacak dernekler para karşılığı Laz ismi konması..." (YENİÇERİ, s. 87) Ermeni diasporasının desteğiyle Amerikan orijinli "The Christensen Fund"un Hemşin'de "Yeşil Yayla Festivali" için verdiği "220 bin euro"* Hemşinlilerin kendilerine yakışan dik duruşuyla içi kuşku dolu festivale izin vermediler. (Christensen: Vaftiz etmek" Vaftiz, Hıristiyanlığa geçişin ilk adımıdır) Vaftizci Fund, niçin ve ne karşılığı para verir? Niçin bu bölge? Başka bölgelere ilgisi nedir? Fund, karşılığında kimlerden neleri istedi? Alınan paralar nereye ve ne adına harcandı?



HES karşıtlığı, derede horon oynamak değildir

Bölgede yaygın hale gelen HES konusuna da kitabında yer verenÇoşkun, “Çevre adına kaç euro yatırıma dönüştü? HES karşıtı Kadıköy, Fındıklı, İkizdere eylemlerinde bu Fund'cular bulundu mu? HES karşıtlığı, derede horon oynamak değildir. Birkaç türkü, euroların bedeli olamaz. Tezgah bozulunca da kiralık şala sarılıp saklanarak, oyunu ifşa eden yurtseverlere "milliyetçi propaganda" diye saldırarak muğlak ve müphem ilişkileri perdelemeye çalış. Yutmazlar."İştir kişinin aynası lafa bakılmaz. Lazların tarihi gerçeklerinin, dilinin ve folklorunun bizim aydınımızın emeği ile araştırılmasının Türk kültürünü zenginleştirmenin ötesinde bir sonuç vermeyeceği kesindir. Çünkü Lazlar Türkiye mozaiğinde sadece bir renk değil, aynı zamanda da bu mozaiğin harcıdırlar." (BİLGİN, s. 163)” şeklindeaçıklamalara yer verdi

Kayıtlara Göre Rize Sülaleleri ve Seferberlik Şehitleri' isimli kitabını girişinde kendisine destek olan İshak Güven Güvelioğlu, Recep Koyuncu, Fatih Sultan Kar ve Murat Hiçyılmaz'a teşekkür eden Araştırmacı-Yazar Osman Coşkun: Rize tarihi araştırmalarının önemine değinerek, şu görüşlere bulundu: “Sahada emek vererek ve her türlü zorluğa rağmen Rize adına değerli eserlere imza atan bu şahısların, bol bol imkânlara rağmen masa başından kalkmamış yazar-çizerlerce örnek alınmalarını dilerken, Rize sevdalısı bu insanların başarılarının daimi kalması temennisiyle. Yakında çıkaracağız kitabın konusu Artvin, Rize, Trabzon yer adları ile bölge ağzı üzerine olacaktır. Eksikleri en aza indirmek için eski arazi, ırmak, tepe, düzlük, yayla ve mahalle adlarını bildirirseniz büyük katkı sağlamış olursunuz.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

dayi çok güzel saçmaladun hiç bi bilgi birikimin olmadan bunları yazıyorsun neyse umursanacak bi durum yok zaten bunu kimse okumaz...

Adsız dedi ki...

Yorum yapan adsız arkadaş. Bu kafalar yüzünden bir adım ileri gidemedik. Ayıptır yahu " dayı saçmaladun" diyorsunda keşke herkes bu dayı kadar saçmalasaydı. Bir bok yazdığınız yok yazanıda karalamayın. Yanlışı varsa yardımcı olun bildiğiniz kaynaklar varsa getirin. Ama oturduğunuz yerden ahkam kesmeyin.

Adsız dedi ki...

osman bey ALLAH senden razi olsun iyi bi eser yazdınız

Adsız dedi ki...

yalancı sen ne anlarsın tarihten mature cahil bir kere Osmanlıda etnik olarak kayda geçmezdi insanlar dine göre geçerdi ama sen ne anlarsın alt sınıf köylü cahil insan osman çoşkün