14 Ocak 2012 Cumartesi

ASIRLIK YAZILAR GÜN IŞIĞINA ÇIKTI

Cimil Köyü`nün gün ışığına çıkmamış destanı

Rizeli Araştırmacı ve Yazar Recep Koyuncu, Cimil Köyü`ne ait bir çok gün ışığına çıkmamış yazılı belgeleri ortaya çıkarttı.

Bugüne kadar ilimizin en uzak köşelerinden biri olan İkizdere ilçemize bağlı Cimil köyünde değişik yıllarda birçok felaketin yaşandığını yazılı kaynaklardan biliyorduk. Fakat son yıllarda yöre kültürü üzerinde yaptığımız araştırmalarda gün ışığına çıkmamış birçok belgeye rastlamamız, yöre tarihine ışık tutmak adına bizlere çok büyük umutlar vermiştir. İnsanlarımızın ellerinde olan bu belgeleri mutlaka yöre tarihi hususunda araştırma yapan kişilere ulaştırmaları gerekmektedir. Bu şekildeki gayretler neticesinde birçok bilinmeyen geçmiş olaylarda gün ışığına çıkmış olacaktır.



İşte bu belge sayesinde, 1895 miladi yılda Cimilde meydana gelen çığ felaketi hakkında kesin bilgiler öğrenebilmekteyiz. Bugüne kadar değişik kaynaklarda konu hakkında duyumdan ibaret olan haberler almıştık. Ancak bu belge sayesinde 1895 yılındaki çığ felaketinin tüm detayları teferruatlı bir şekilde günümüze kadar gelebilmiştir. Zamanında imamlık vazifesi yapan Çayelili Külünkoğlu Bilal Efendi, 135 kişinin çığ olayında hayatını kaybetmesini ve 43 kişininde yaralı olarak kurtarıldığını bu destan ile bizlere aktarmıştır. Konu hakkında bir belgede bugünkü Osmanlı arşivinde bulunmaktadır.



(Başbakanlık Osmanlı Arşivi Y.PRK.ZB.11/28.) Zamanında bu felaket, bölgenin bağlı bulunduğu Lazistan (Rize) Komiserliği tarafından haber alınmış ve durum bölgenin Vilayet merkezi olan Trabzon’a bildirilmişti. Trabzon Komiserliği de 11 Şubat 1895 tarihinde durumu bir telgraf ile Zaptiye Nezareti (Bakanlığı)’ne bildirdi. Trabzon Komiseri Şükrü imzasıyla gönderilen telgrafın sureti şöyledir;



Telgrafnâme
Tarihi: 11 Şubat 1311 (1895)



Zaptiye Nezareti Celilesine Mevrud Telgraf Suretidir



Lazistan Sancağının Kuraiseba (İkizdere) nahiyesinde altı arşuni mütecaviz yarıkdan hasıl olan çığ Cimil Ortaköy karyesinden (köyünden) kırk beş hane ve beş değirmen ile bir cami’i hedm (yok) ederek tahminen sağir ve sağire (erkek ve kız çocuk) yüz seksen nüfus enkaz altında kalup bunlardan elli neferi mecruhan (yaralı) ve yüz yirmisi meyyiten (ölü) çıkarıldığı gibi altı yüzü mütecaviz Bargir ve Ester (eşek, at) ve Öküz ve İnek telef olduğu ve yine nahiye-i mezkürun Cimil Başköy karyesine inen çığ beş bab harem-i ebniyesi ile dört ahır, iki değirmen ve bir taşköprü ile bir haneyi hedm (yok) etmiş ve burada nüfusca telefat vuku bulmamış ise de kırk re’s (baş) bargir ve inek ve buna mümasil (benzer) hayvanat-ı ehliyenin telef olduğu Lazistan Komiserliği’nden şimdi alınan jurnal üzerine maruzdur. 11 Şubat (1)311

Trabzon Komiseri
Şukrü



Not: Osmanlıca Çeviriler:İshak Güven Güvelioğlu



Rumi tarihle 1311 (1895)’de Cimil Ortaköy’de meydana gelen çığ felaketi üzerine yazılmış destan



Varak 1



Tarih bin üçyüz on bir’de

Kanunisani ibtidasinde

Yirmi dokuz gicesinde

Bir büyük afât olmuşdur



Yirmi kariş kar yağmişdur

Kimse böyle görmemişdur

Mevla aman virmemişdur

Bu türlü bir iş olmuşdur



Nice yerden geldi çiğler

Yikup harab etdi evler

İhtiyar olan böyle görmemişdur

Hiç böyle iş olmamişdur



Cimil denilen köylerden

Herkes korkmişdur evlerden

Kırk beş hanei bir elden

Yikup harab eylemişdur



Öyle muradelerde

Böyledir iradelerde

Saat iki ra[d]delerde

Köye bir ateş düşmüşdür



Ağaç taş ile katdi

Kır beş hane birden batdi

Hudâ kudret topini atdi

Köyi hep harab etmişdur



Ey Hudâ afv it Hasan’i

Düzdi yapdi bu destani

İki karyenun insani

On iki gün çalışmişdur






Varak 2





Boyle iş olur mi derdik

Gidup gözler ile görduk

Toprak insan ağaç gorduk

Birbirine karişmişdur



Rih eser kar yağar her gün

Nolaydi ray verse bir gün

Mezar kazmak olsa mumkün

Cenazeler yiğilmişdur



Afât durdi heva açdi

Millet hep birden karişdi

Cumle geldi çalişdi

İnsanlari çikarmişdur



Bu işe dayanmaz yurek

Ne ev kalmiş ne merek

Herkes kazma balta kürek

Ele alup yurumişdur



Cenazeler yiğildiler

Beş gun meydana kaldiler

Koymağa yer bulmadiler

O türlü bir hal olmişdur



Kimi değişdi vatani

Kör eylemişdur şeytani

Sanki arasat meydani

Bir kıyamet kurulmişdur













Varak 3



Kimi tandur ocağinda

Yanup puryan olmişdur



Kimi çoçuğini korken

Kimi Kur’an okurken

Kimi çorap tokurken

Çorap elinde kalmişdur



Kimi da dar eşik ile

Kimi yatur doşek ile

Bazi çocuk peşuk ile

Ezilup harab olmişdur



Kimi avaz ida iken

Kimi niyaz ider iken

Kimi namaz kilar iken

Başi secdede kalmişdur



Kimi abdest adliler

Alup meydana geldiler

Namazluklari serdiler

Nemaza hazir oldiler



Kimi çaruk ayağinda

Kimi yuzuk parmağinda

Kimiler de çanağinda

Yemek yerken yikilmişdur












Varak 4





Herkes korkar çiğden selden

Cevaz varmi bu meselden

Beş alti cenaze birden

Hocalar cenaze kilmişdur



Hadis var Peyganberden

Varid olmişdur hayerde

Yirmi beş cenaze birden

Bir mezara duzulmişdur



Bir adam evinden kaçdi

Gidup başka kapi açdi

Mevla ğazabini saçdi

Ayali hep kirilmişdur



Kendi evinde dursan adem

Mevla buyurmişdur ey adem

Bakun sarfiçun çifini

Kırdi köyun çocuğini



Büyüğini kuçucuni

Bir siradan geçurmişdur



Kimi yatup uyurdi

Kimi Kur’an okuyordi

Hudâmuz oyle buyurdi

Bu yeri harab itmişdur



Kimi çocuk kucağinda

Kalup evun bucağinda











Varak 5





Kiminun başi yarildi

Kiminun koli kırildi

Hudâ’dan emir virildi

Yikilup harab olmişdur



Kimi ateş ile yandi

Kimi kan ile boyandi

Kimi uykudan uyandi

Görur kim harab olmişdur



Kiminun yokdur azuği

Sebi sibyanun yuzuği

Dunyanun kapdi kazuği

Oyle bir afat olmişdur



Kimi ağlar kan yaş ile

Ana buba kardaş ile

Kimi de arkadaş ile

Yola revan olmişdur



Kimi aç susuzcuğ ile

Büyüği ve kuçuği ile

Ana buba çoçuğ ile

Birbirine sarilmişdur



Dua etdiler âlâ’dan

Kurtulmağa o beladan














Varak 6





Hudâ Rabbi lekaladen

Meğer imdad olmamişdur


Niceleri yaralandi

Yurekleri paralandi

Defterleri karalandi

Esame resid olmişdur



Niceleri ezildiler

Suretleri bozildiler

Niceleri suzuldiler

Kan akup revan olmişdur



Yurek dayanmaz bu yaraya

Cenazeler bir araya

Düzuldiler bir siraya

Sanki divan kurulmişdur



İnsanlar çekdiler zahmet

Hudâ’dan olmadi rahmet

Yazuk ümmet-i Muhammed

Bu türlü bir hale kalmişdur



Hikmetine sual olmaz

Bu misillü bir hal olmaz

Kimseye arzuhal olmaz

Bu afat kimden olmişdur



Azrail emrile geldi

Ölüm şerbetini virdi












Varak 7





Yüz otuz beş kişi öldü

Kırk üç kişi kurtulmuşdur



Bir iş oldi kıyane

Yürek dayanmaz ziyane

Yürek isterki dayana

Bu türlü bir hal olmuşdur



Hudâ’nın var idi bir kuli

Arif namında bir deli

Haber virmişdur ol veli

Sozine bakılmamişdur



Dedi bu köy batacak

Yikilup harab olacak

Oyle bir hale kalacak

Bu turlu haber virmişdur



Kimse inanmadi âni

Söyletmişdur Hak âni

Bu zamanenun insani

Duğru diye inanmamişdur



Katdi turab haceri

Nebatat ile şeceri

Pencerelerden içeri

Gelup ateşler duşmişdur



Canli kurtulan adamlar

Böyle didiler anlar











Varak 8





Her biri ateş gördiler

Öyle halde görinmişdur



İki gün üç gün dört beş gün

Altı yedi sekiz her gün

Tamam oldu dokuz on gün

Canlı adem bulunmişdur



Bir iş oldi haddin aşdi

Görenlerin akli şaşdi

Kimi gurbetden ulaşdi

Görür kim köy yikilmişdur



Aşiklar geldi gurbetden

Maşuklari ukubetden

Bu türlü bir masiyetden

Ayâli hep kirilmişdur



Her iş olur furset ile

Bu iş oldi nusret ile

Gurbetçiler hasret ile

Gelupde kavuşmamişdur



Afat geldi o gecesi

Kirildiler hep nicesi

O köyün hem hocasi

Bi-hamdillah kurtulmişdur














Varak 9


Hususiyle kendimuze

Çok ihsan buyurmişdur



İlahî ana atami

Zevlarham akrabami

Hem mağfiret it hocami

Bize ilim öğretmişdur



Okuyani dinleyeni yazani

Rahmetinle yarlık Ya Ğani



İş bu destan burada oldi tamam

Mustafa’nın ruhine yüz bin salat u selam



---------------------------------------

Sene-i Rumi 1311

Sene-i Kameriye [1]313

---------------------------------------


Külünkoğlu Bilal Efendi Ğaferallhu zünûbehum ve sattere ‘uyûbehum

Bi hürmet-i seyyidi’l-Enbiyâi ve’l-mürselin

Allahumme salli alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed

Hiç yorum yok: